Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında defalarca tekrarladı! İşte o geleneğin tarihi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümünde yaptığı konuşmada, "Türkiye Yüzyılı ve terörsüz Türkiye hedefi için atımızın kuyruğunu bağladık" diyerek geri dönülmez bir kararlılık mesajı verdi. Sultan Alp Arslan’ın 1071’de Malazgirt’te ve Orhun Yazıtları'nda kökleri bulunan bu tarihi gelenek; Türk savaş kültüründe geri dönmemeyi, ölümü göze almayı ve kararlılıkla sonuna kadar mücadele etmeyi simgeliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü törenlerinde yaptığı konuşmada kullandığı "Atımızın kuyruğunu bağladık" ifadesiyle büyük ses getirdi. Erdoğan'ın kararlılık vurgusu yaptığı bu açıklama sonrası, Türk harp tarihinin köklü geleneği merak konusu oldu.

Muş’un Malazgirt ilçesinde düzenlenen anma törenlerinde halka hitap eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı ve terörle mücadele hedeflerine ilişkin tarihi semboller içeren kritik mesajlar verdi.

"ATIMIZIN KUYRUĞUNU BAĞLADIK"

Konuşmasında Türk kültürünün kadim savaş ritüellerine atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Millet olarak bizim çok eski bir geleneğimiz var. Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız. Bunu ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için, terör gibi ebedi kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık."

TARİHTE "AT KUYRUĞU BAĞLAMAK" NE ANLAMA GELİYOR?

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından gündeme oturan gelenek, Türk savaş kültürünün en önemli sembolik ve pratik uygulamalarından biri olarak öne çıkıyor.

SULTAN ALP ARSLAN'DAN ORHUN YAZITLARINA KADAR UZANIYOR

Tarihsel kaynaklar, bu sembolik uygulamanın Türk tarihindeki dönüm noktalarında bizzat uygulandığını gösteriyor: