Keçivan Kalesi’nde asırlık yaşam
Kars'ın Kağızman ilçesindeki Tunçkaya köyü, tarihi Keçivan Kalesi surları içinde yer alıyor. Köylüler, Orta Çağ'dan kalma bu kalede yaşamlarını sürdürüyor; cami, kilise gibi kalıntılar turistlerin ilgisini çekiyor.
CÜNEYT ÇELİK / HÜSEYİN YILDIZ - Kars'ın Kağızman ilçesine bağlı Tunçkaya köyü, yüzyıllardır ayakta kalan tarihi Keçivan Kalesi'nin surları içerisinde yaşamın sürdüğü ender yerleşimlerden biri olarak ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor.
Tunçkaya köylüleri, uzun yıllardır sarp kayalıklar üzerinde arazinin konumuna göre inşa edilen ve halen bazı sur kalıntılarının bulunduğu tarihi Keçivan Kalesi'nde yaşam sürüyor.
Yöre halkının yerleşim yerine tek giriş kapısı olan surlarla çevrili kale kapısını kullandığı köyde, cami, kilise gibi bazı tarihi yapıların kalıntıları da bulunuyor.
Yerleşim yerini çevreleyen surların bazı yerlerde yıkık vaziyette olduğu 80 haneli "kale köy", bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.
Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, AA muhabirine, Aladağlar'ın eteklerinde Aras Nehri'nin hemen kenarında bulunan Keçivan Kalesi'nde Tunçkaya köylülerinin yaşamlarını sürdürdüğünü söyledi.
Arslan, Keçivan Kalesi'nin bugünkü şeklini Orta Çağ'da aldığını belirterek, "Tunçkaya köyündeki kale yerleşimi Orta Çağ'da bugünkü şeklini almış bir kale ve halen daha köydeki yaşantıyla birlikte iç içe geçmişliğin en güzel örneklerinden biri. Kalenin ilk kez kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmemekte ancak tarihi kaynaklarda adının geçmesi itibarıyla biz ilk kez Romalılar döneminde inşa edildiğini tahmin etmekteyiz. Evliya Çelebi bu kaleyi bizzat görmüş, incelemiş ve Seyahatname'sinde de bahsetmiştir. Yine Evliya Çelebi'nin verdiği tarihsel bilgilere göre Abbasi hakimiyetinin burada söz konusu olduğunu söyleyebiliriz." dedi.
"Çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmiş"
Kalenin Moğol saldırılarıyla yıkıldığını ve Timur ordularının da kaleyi tahribata uğrattığını anlatan Arslan, şunları kaydetti:
"Kanuni Sultan Süleyman döneminde Lala Mustafa Paşa'nın Nahçıvan Seferi esnasında bu kale de Osmanlı topraklarına dahil edilmiş ve çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmiş. Yine Evliya Çelebi'nin anlatılarından, burada Selçuklular dönemine ait 3 cami ve bir de Selçuklu kümbetinin varlığından haberdarız. Ama maalesef bu yapılar günümüze ulaşamamış, sadece bir caminin mihrap kalıntılarını görebilmekteyiz.
Bunun yanı sıra bir şapeli de görmek mümkün. Dikdörtgen planlı küçük bir şapel. İçten yarım yuvarlak şekilli bir apsisi var ve dıştan da düz bir duvarla çevrelenmiş. Şapelin özellikle batı cephesindeki taçkapısı kıymetli. Taçkapının bordürlerinde Selçuklu kufi hattını hatırlatır geometrik bezemelerle süslenmiş olması açısından dikkat çekici."
Kağızman Dağcılık ve Spor Kulübü Başkanı Harun Ağdaş da Tunçkaya'nın kale içerisinde yaşamın sürdüğü nadir köylerinden biri olduğuna işaret ederek, kalenin asırlardır yaşamın izlerini taşıdığını ifade etti.