KESK 3. Kadın Kurultayı Ankara’da Başladı: ‘Vardık, Varız, Var Olacağız’

KESK'in, 4-6 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek 3. Kadın Kurultayı başladı. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, "Biz üç gün boyunca hep birlikte emeğimizin değerini büyütmek, geleceğimizi aydınlatmak, hayatlarımıza, bedenlerimize kimsenin müdahale etmesine izin vermeyeceğimiz bir zemini yaratmak için vereceğimiz mücadelemizi tartışacağız. Yani hayatımızı nasıl koruyacağımızı, kurtaracağımızı tartışacağız" dedi.

(ANKARA) - KESK'in, 4-6 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek 3. Kadın Kurultayı başladı. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, "Biz üç gün boyunca hep birlikte emeğimizin değerini büyütmek, geleceğimizi aydınlatmak, hayatlarımıza, bedenlerimize kimsenin müdahale etmesine izin vermeyeceğimiz bir zemini yaratmak için vereceğimiz mücadelemizi tartışacağız. Yani hayatımızı nasıl koruyacağımızı, kurtaracağımızı tartışacağız" dedi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tarafından düzenlenen 3. KESK Kadın Kurultayı, 4-6 Eylül tarihleri arasında Ankara'da gerçekleştiriliyor. Üç gün sürecek kurultayın ilk günü, Hilton Garden Inn Otel'de başladı.

Kurultaya, uluslararası sendikaların yanı sıra emek ve meslek örgütleri, kadın örgütleri ve siyasi partilerin temsilcileri katıldı. Kurultayın açılış konuşmasını KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz yaptı. Sözlerine, "Bu salon yalnızca bize değil, ülkenin her yanındaki işçi, işsiz, öğrenci, kamu emekçisi, ev emekçisi, bütün kadınlara moral ve güç verecek. Bunun için burada olmanız çok kıymetli, bizi onurlandırdınız" diyerek başlayan Yılmaz, şunları söyledi:

"Mirasımız direniş, sözümüz mücadele dedik. Mirasımızda New York sokaklarında 'Ekmek de istiyoruz, gül de' diyen bu sloganı bütün emekçi kadınlara hediye eden, yol gösteren işçi kadınlar var. 22 Ekim 2004, 'Sözümüzü örgütlüyoruz, hayatı değiştiriyoruz' diyerek ikinci kurultayımızı yaptık. Bugün de tek adam rejimine, emperyalist haydutların pervasızca saldırılarına karşı yine KESK'li kadınlar olarak hem Türkiye'de hem Orta Doğu'da hem de dünyanın her köşesinde mücadele eden bütün kadınları, emekçi kadınları 'Birlikte mücadele etmekten başka yolumuz yok' diyerek selamlıyoruz ve onlarla birlikte mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Vardım, varım, var olacağım. Evet, vardık, varız, var olacağız bu düzene karşı."

Yılmaz'ın, konuşmasının ardından öldürülen kadınlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, ardından kurultay divanı oluşturuldu.

KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher de yaptığı konuşmada, "Bugün herhalde en çok duyacağımız şey 'Vardık, varız, var olacağız' olacak" diyerek, şunları kaydetti:

"Ateşten gömlekler giydik, sevgiden rüyalar gördük. Her güzellikte vardık, kavgada varız, zaferde mutlaka var olacağız. Kamu emekçileri sendikalarının mücadelesinde hep var olan kadınların ilk yazılı belgesini tarihin sayfasına geçiriyoruz diyerek sunulmuştu ilk kadın kurultayımız. Çalışma yaşamında ve örgütlü zeminlerde karşılaştığımız eşitsizlikleri sendikaların gündemi haline getirmeyi hedeflemiştik 1998'de. İş yerlerinde karşılaştığımız emek sömürüsünü, kadınların sendikal mücadeledeki yeri, sendikalaşmanın önündeki engeller ve sendikalarda kadın temsilini tartışmıştık. KESK'li kadınlar olarak birlikteliğimizden doğan güçle sözümüzü örgütlediğimiz ve hayatı değiştirme kararlılığımızı açığa çıkardığımız ikinci kurultayımızı 2004'te gerçekleştirdik. 2004'te gerçekleştirdiğimiz kurultayda başlıklarımız daha çoklu başlıklardı. Bu kez KESK'li kadınlar olarak mücadele hattını sendikalar ve emek mücadelesinin ötesinde toplumda bütün kadınlarla birleştirecek mücadele zeminlerini tartışmaya başladık. Kadın platformlarını tartışmaya başladık, kadınların örgütlü birlikteliklerini tartışmaya başladık.

"MÜCADELEYLE GELDİĞİMİZ YERDEN, MÜCADELEYLE KAZANARAK ÇIKACAĞIZ"

Ve bugün üçüncü kadın kurultayımızı, hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde, sendikal ve demokratik alanın oldukça daraltıldığı, tüm toplumsal ve ekonomik krizlerin faturasının en ağır biçimde emekçilere, en çok da kadınlara kesildiği, çok yönlü sömürüye rıza üretmek için toplumun kodlarına dönük politikaların üretildiği, aile yılı politikalarıyla hayatlarımızın mengeneye alınmaya çalışıldığı bir süreçte yapıyoruz. Kadına yönelik şiddetin kol gezdiği, sayılarının artık her gün diyemeyeceğimiz kadar arttığı ve bunların bir kısmının maalesef faillerinin bilinmediği, faili meçhul cinayetlerin artık kadın cinayetlerine dönüştüğü bir süreçte yapıyoruz biz bugün kadın kurultayımızı. Nefret politikalarını her dönem yeniden yeniden devşiren iktidar, yargı paketleri yoluyla nefreti körüklerken LGBTİ+ düşmanlığının artırıldığı koşullarda yapıyoruz. Tekrardan mücadeleyle geldiğimiz yerden, mücadeleyle kazanarak çıkacağız diyorum."

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da, yan yana gelerek gelecek dönemde kadın mücadelesinin nasıl yürütebileceğini tartışacaklarını söyledi. Koçak, "Biz üç gün boyunca hep birlikte emeğimizin değerini büyütmek, geleceğimizi aydınlatmak, hayatlarımıza, bedenlerimize kimsenin müdahale etmesine izin vermeyeceğimiz bir zemini yaratmak, savaşsız, sömürüsüz bir ülke yaratabilmek, bir dünya yaratabilmek, derelerimizin, toprağımızın, havamızın kirletilmemesi için vereceğimiz mücadelemizi tartışacağız. Yani hayatımızı nasıl koruyacağımızı, kurtaracağımızı tartışacağız. Ama hangi şartlarda bunu yapacağız? Hala günde ortalama üç kadın kaybettiğimiz bir ülke şartlarında bunu yapacağız. Hangi şartlarda bunu yapacağız? Çalışan kadınların ancak yüzde 20'sinin tam zamanlı ve güvenceli çalışabilmiş olduğu şartlarda bunu yaratmaya çalışacağız. Hangi şartlarda bunu yaratmaya çalışacağız? Hala gençlerimizin yıllarca eğitim süreçlerine rağmen geleceklerini göremedikleri bir ülkede bunu yaratmaya çalışacağız" değerlendirmesinde bulundu.

"KADINLARIN BARIŞA SAHİP ÇIKACAK ÖNCÜLER OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM "

Koçak, şunları söyledi:

"Bugün çok değerli olarak görmüş olduğum, çatışmaların durması noktasında önemsediğim bir süreç olması itibarıyla önemini bir daha ifade ettiğim, bir yasal çerçevenin oluşmaya başladığı bir gün. Bugün de olsa hala Kürt sorununun demokratik anlamda çözümünün gerçekleşmemiş olduğu şartlarda yaşıyoruz. Bugün evet, bir çatışmasızlık süreci var ve bununla ilgili bir yasa geçti Meclis'ten. Bu çok değerli ama bu yasa henüz çok küçük bir adım, çatışmasızlığı esas alıyor. Çözümü henüz hiç tartışabiliyor bile değiliz. Bu coğrafyada çok büyük acılar yaşandı. Çatışmaların tüm tarafları açısından çok büyük acılar yaşandı. Samsun'da öğrencilik geçirdim. Samsun'a her gün asker cenazesi gelirdi 90'lı yıllarda. Bugün artık gelmeyecekse bence bu sürecin en büyük kazanımı budur diye bakıyorum. ve kadınların savaş karşısında barışa sahip çıkacak öncüler olacağını düşünüyorum."