Su stresi yaşayan Bodrum için alternatif kaynak devreye giriyor

- Muğla'da kurulacak desalinasyon tesisiyle yaklaşık 200 bin kişinin yıllık su tüketimine karşılık gelen 20 milyon metreküp içme ve kullanma suyunun elde edilmesi hedefleniyor İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Görgün: "Bodrum'un tamamı, Milas'ın 11 mahallesi ve Güllük ilçesi için tuzlanmış bir kaynağı kontrollü, güvenilir ve sürdürülebilir bir şekilde içme ve kullanma suyuna dönüştürme projesi, Türkiye için örnek hatta şu ana kadar yapılmış en büyük proje olacak"

Yazın artan nüfusla birlikte su ihtiyacının fazlalaştığı Bodrum'da alternatif kaynak oluşturacak Ekinanbarı Desalinasyon ve İçme Suyu Temini Projesi ile yılda 20 milyon metreküp içme ve kullanma suyu elde edilecek.

Yeryüzündeki suyun büyük bölümünü oluşturan okyanus ve denizler, artan su ihtiyacına rağmen doğrudan kullanılamıyor. Tuz ve diğer minerallerin uzaklaştırılmasıyla deniz suyunu kullanılabilir hale getiren desalinasyon teknolojisi, başta kurak iklime sahip ülkeler olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde su arzını güvence altına almak için yaygınlaşıyor.

Su kaynaklarının çeşitlendirilmesine yönelik bu tür teknolojik çözümler, Türkiye'de de özellikle su stresi yaşayan bölgelerde alternatif kaynak oluşturmak amacıyla gündeme geliyor.

Proje, Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünce hayata geçirildi. Projede, tuzluluk içeren su kaynağının ileri arıtma teknolojileri kullanılarak içme ve kullanma suyu kalitesine getirilmesi hedefleniyor.

Kurulacak tesisle yaklaşık 200 bin kişinin bir yılda tükettiği su miktarına karşılık gelen 20 milyon metreküp içme ve kullanma suyu temin edilecek.

"Artık denizden su temin etmek son derece önemli bir alternatif"

Proje koordinatörü İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Görgün, AA muhabirine, projenin, Muğla'nın iklime karşı dirençliliğini artırmak ve arz güvenliğini sağlamak için son derece stratejik bir yatırım olduğunu söyledi.

Ekinanbarı'ndaki suyun doğrudan deniz suyu olmadığını ancak tuzluluk ve mineral içeriği nedeniyle ileri arıtma teknolojileriyle daha düşük maliyetle değerlendirilebilecek bir kaynak olduğunu belirten Görgün, " Bodrum'un tamamı, Milas'ın 11 mahallesi ve Güllük ilçesi için tuzlanmış bir kaynağı kontrollü, güvenilir ve sürdürülebilir bir şekilde içme ve kullanma suyuna dönüştürme projesi, Türkiye için örnek hatta şu ana kadar yapılmış en büyük proje olacak." dedi.

Görgün, Bodrum'da yaz ayları ve tatil dönemlerinde artan nüfusla mevcut su kaynaklarının yetersiz kaldığına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Şu anda Bodrum'un kaynağı, Mumcular ve Geyikli barajları ile bazı kuyular. Barajlardaki ve kuyulardaki su seviyeleri de giderek aşağıya doğru düşüyor çünkü suyumuz iklim değişikliğinin etkileriyle kurak bir dönemde olduğumuz için giderek azalıyor. Nüfusun giderek artmış olması, yer yer tarımsal ve endüstriyel bazı faaliyetlerin de olması nedeniyle yer altı sularımız da maalesef kirleniyor. Dolayısıyla artık denizden su temin etmek son derece önemli bir alternatif."

Arıtma sonrası oluşan atık tuzlu su balık çiftliklerinde ham madde olarak kullanılacak

Görgün, Bodrum ve Milas gibi kritik bölgelerde su arzının güvence altına alınmasının, hane halkının yanı sıra turizm, hizmet sektörü, halk sağlığı ve bölgesel ekonomi için stratejik önem taşıdığı vurguladı.

Su temini sistemlerindeki en önemli çevresel konulardan birinin, oluşan konsantre tuzlu suyun yönetimi olduğuna değinen Görgün, şu ifadeleri kullandı:

"Haritada baktığınızda Bodrum Havalimanı'nın hemen güneyinde çok sayıda balık çiftliği var. Bu balık çiftlikleri de balık üretirken tuzlu sulara ihtiyaç duyuyorlar ve buradan çıkan tuzlu suya talip oldular. Dolayısıyla basit bir borulamayla, oldukça da yakın zaten, bu balık çiftliklerine tuzlu su vererek burada bir simbiyotik ilişki kurmayı planlıyoruz. Bizim bir atığımız var, başka bir üreticinin bizim atığımıza ihtiyacı var yani onun ham maddesi olacak."

Görgün, arıtma tesisinin ihtiyacının, Bodrum ve Muğla'da kurulacak güneş enerjisi sistemleriyle karşılanarak maliyetin daha da düşürüleceğini kaydetti.

"1 metreküp suyu 0,5 dolar ile 1 dolar arasında arıtabiliyoruz"

Suudi Arabistan'ın her gün 17 milyon, Çin'in ise yaklaşık 15 milyon metreküp suyu denizden temin ettiğine dikkati çeken Görgün, Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail'in de su ihtiyaçlarının büyük bölümünü denizden karşıladığını aktardı.

Görgün, su arıtma ve benzeri teknolojilerin maliyetinin, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre edilen sistemlerle önemli ölçüde düştüğünü belirterek, "1 metreküp suyu 0,5 dolar ile 1 dolar arasında arıtabiliyoruz. Bugün su kıtlığı yaşanan kentlerimizde bu rakamların üzerinde tatlı su temin ediliyor. Dolayısıyla bu sistemler artık rekabetçi hale geldi." dedi.

Türkiye'de özel sektörün uzun süredir denizden su temini tesisleri kurduğunu anlatan Görgün, sanayi kuruluşlarının yanı sıra İstanbul Havalimanı'nın deniz suyunun alternatif su kaynağı olarak kullanımı konusunda öncü bir yatırım hazırlığında bulunduğunu dile getirdi.

Görgün, Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığına işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Desalinasyon su krizinin tek çözümü değildir ama doğru yerde, doğru teknolojiyle ve doğru çevresel kontrollerle önemli bir çözümdür. Türkiye'nin su yönetiminde artık üçlü bir yaklaşıma ihtiyaç var. Önce suyu verimli kullanacağız. Kayıp kaçağı azaltacağız. Atık suyu yeniden kullanacağız. Sonra ikinci olarak mevcut tatlı su kaynaklarını kirletmeyeceğiz. Üçüncü olarak da iklim değişikliğinin kaçınılmaz etkilerine karşı deniz suyu, acı su gibi alternatif kaynakları planlı biçimde devreye alacağız."