DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

Sabah Vakti a 03:58
İstanbul AÇIK 32°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Reklam Bannerı
  • ShowHaberler
  • Gündem
  • TBMM’deki cinsel istismar davasında gerekçeli karar: “Mağdur anlatımları birbirini doğruladı”

TBMM’deki cinsel istismar davasında gerekçeli karar: “Mağdur anlatımları birbirini doğruladı”

Haber: Esra TOKAT (ANKARA) - TBMM'de staj yapan lise öğrencilerine yönelik cinsel istismar davasında Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı.

ad826x90
ad826x90

Haber: Esra TOKAT

ad826x90

(ANKARA) – TBMM’de staj yapan lise öğrencilerine yönelik cinsel istismar davasında Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı. Mahkeme, cinsel suçların çoğunlukla tanığın ya da kamera kaydının bulunmadığı kapalı ortamlarda işlendiğine dikkati çekti. Kararda, birbirinden bağımsız mağdurların anlatımlarının önemli ölçüde örtüştüğü, WhatsApp yazışmaları, tanık beyanları ve diğer delillerin de bu anlatımları desteklediği vurgulandı. Mahkeme, sanıkların görev yaptıkları kurumun sağladığı nüfuzu kullanarak mağdur çocuklara yönelik eylemlerde bulunduğu sonucuna ulaştı.

TBMM’de farklı dönemlerde staj yapan lise öğrencilerinin maruz kaldıkları cinsel taciz ve cinsel istismar iddiaları üzerine açılan davada, Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı.

Mahkeme, 46 sayfalık gerekçeli kararında, cinsel suçların çoğu zaman kapalı ortamlarda işlendiği, bu nedenle olayların her zaman tanık veya kamera görüntüsüyle ispatlanmasının mümkün olmadığını vurguladı. Bu nedenle mağdur anlatımlarının, olayın oluş şekli ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

ad826x90

YARGITAY VE AYM YERLEŞİK İÇTİHATLARINA ATIFTA BULUNULDU

ad826x90

Gerekçeli kararda, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların ispatına ilişkin Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına da geniş yer verildi. Mahkeme, özellikle Yargıtay’ın yerleşik kararlarına atıf yaparak, mağdur beyanlarının kendi içinde tutarlı olması, zaman içerisinde esaslı çelişki taşımaması ve dosyadaki diğer deliller tarafından desteklenmesi halinde mahkumiyet için yeterli delil niteliği taşıyabileceğini ifade etti. Mahkeme, bu tür suçların çoğunlukla tanığın bulunmadığı kapalı ortamlarda işlendiğine dikkati çekerek, bu nedenle mağdur beyanlarının ceza yargılamasında özel bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Gerekçeli kararda, çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarda yargı makamlarının çocuğun üstün yararı ilkesini gözetmesi gerektiği de kaydedildi. Mahkeme, çocuk mağdurların olayları yetişkinler gibi ayrıntılı ve kronolojik biçimde aktarmalarının her zaman beklenemeyeceğini, ifadelerdeki küçük farklılıkların tek başına beyanların güvenilirliğini ortadan kaldırmayacağını belirtti. Bu nedenle çocukların ifadelerinin, yaşları, psikolojik durumları ve olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Kararda, “mağdur beyanı tek başına yeterlidir” şeklinde mutlak bir yaklaşım benimsenmediği; aksine her olayın kendi somut özellikleri içerisinde değerlendirildiği, dosyada bulunan tüm delillerin birlikte ele alındığı kaydedildi.

“MAĞDURLAR BİRBİRİNDEN HABERSİZ BENZER OLAYLARI ANLATTI”

ad826x90

Kararda, farklı dönemlerde TBMM’de staj yapan öğrencilerin birbirlerinden bağımsız şekilde verdikleri ifadelerde benzer davranış kalıplarını anlattıkları belirtildi. Mahkeme, mağdurların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında verdikleri ifadelerin önemli ölçüde birbiriyle örtüştüğünü, olayların gelişim biçimi bakımından temel çelişkiler bulunmadığını değerlendirdi.

Mahkemeye göre mağdurların ifadeleri yalnızca birbirini doğrulamakla kalmadı; elektronik yazışmalar, tanık anlatımları ve diğer maddi deliller tarafından da desteklendi.

“KAMU GÖREVİNİN SAĞLADIĞI NÜFUZ KULLANILDI” DEĞERLENDİRMESİ

Mahkeme, sanıkların sıradan kişiler olmadığını, TBMM’de görev yapan kamu görevlileri olarak stajyer öğrenciler üzerinde doğal bir otoriteye sahip olduklarını vurguladı. Kararda, mağdurların yaşlarının küçük olması, staj nedeniyle sanıkların gözetim ve denetimi altında bulunmaları ve kurumsal hiyerarşi içerisinde hareket etmeleri dikkate alınarak, sanıkların kamu görevinin sağladığı kolaylıktan yararlandıkları değerlendirmesine yer verildi.

SANIKLARIN “YÖNLENDİRME VE GÖZETİM YETKİSİ”NE İŞARET EDİLDİ

ad826x90

Mahkeme, mağdurların TBMM’de staj yapan çocuklar olduğuna dikkati çekerek, sanıkların ise staj sürecinde yönlendirme ve gözetim yetkisine sahip personel olarak görev yaptığını kaydetti. Kararda, bu ilişkinin sıradan bir sosyal ilişki olmadığı vurgulanarak, sanıkların görevlerinden kaynaklanan güven ve otoriteyi mağdurlar üzerinde kullandıkları, mağdurların yaşları ve bulundukları konum nedeniyle kendilerini koruma imkanlarının sınırlı olduğu değerlendirmesine yer verildi. Mahkeme, bu nedenle bazı suçlar yönünden kamu görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılması nedeniyle nitelikli hal hükümlerinin uygulanmasını hukuka uygun buldu.

WHATSAPP YAZIŞMALARI DELİL OLDU: “MESAJLAR CİNSEL AMAÇ TAŞIYOR”

Mahkeme, dosyada bulunan mesaj içeriklerini ve WhatsApp yazışmalarını tek tek değerlendirerek, bazı sanıkların mağdurlara staj sürecinde ve sonrasında gönderdikleri mesajların olayların gelişim süreciyle uyumlu olduğunu belirtti.

Kararda, mesajların yalnızca arkadaşça iletişim olarak değerlendirilemeyeceği, yazışmaların içerikleri, gönderiliş zamanı, mağdurların anlatımları ve sanıkların davranış biçimi birlikte ele alındığında cinsel amaç taşıyan bir iletişim modelini ortaya koyduğu ifade edildi.

Mahkeme ayrıca bazı sanıkların mesajları gönderdiklerini inkar etmediklerini, ancak bunların yanlış anlaşıldığını ileri sürdüklerini belirterek, savunmaların dosya kapsamındaki diğer deliller karşısında inandırıcı bulunmadığını kaydetti.

“WHATSAPP MESAJ TARİHLERİ STAJ DÖNEMLERİ İLE UYUŞUYOR”

Mahkeme, mesajların yalnızca içeriklerine değil, hangi tarihte gönderildiğine de dikkati çekti. Kararda, yazışmaların mağdurların staj yaptığı dönemle örtüştüğü, mesaj trafiğinin mağdur anlatımlarıyla uyum gösterdiği ve sanıkların görev ilişkisi devam ederken gerçekleştiği belirtildi.

Sanıkların büyük bölümü, mağdurlarla aralarında yalnızca samimi bir iletişim bulunduğunu, mesajların yanlış yorumlandığını ve fiziksel temas iddialarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Mahkeme ise savunmaların dosyanın bütünüyle uyumlu olmadığını kaydetti. Kararda, birbirini tanımayan mağdurların benzer olay örgülerini anlatmaları, elektronik delillerin bu anlatımları desteklemesi ve sanıkların açıklamalarının dosya kapsamındaki maddi olgularla örtüşmemesi nedeniyle savunmaların hükme esas alınmadığı ifade edildi.

ELEKTRONİK HABERLEŞME ARAÇLARINI KULLANARAK İSTİSMAR

Mahkeme, bazı sanıkların mağdurlarla cep telefonu ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden sistematik iletişim kurmasını suçun işleniş biçimi bakımından da değerlendirdi. Kararda, elektronik haberleşme araçlarının kullanılması nedeniyle ilgili suç tiplerinde öngörülen artırıma ilişkin hükümlerin uygulandığı, ayrıca eylemlerin birden fazla kez gerçekleştirilmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin de dikkate alındığı aktarıldı.

SANIKLARIN “MESAJLAR YANLIŞ YORUMLANDI” SAVUNMALARI KABUL GÖRMEDİ

Mahkeme, gerekçesinde elektronik yazışmaların tek başına hükme esas alınmadığını vurguladı. Kararda, mesaj içeriklerinin mağdur anlatımları, tanık ifadeleri, olayların kronolojik gelişimi ve sanıkların savunmalarıyla birlikte değerlendirildiği; bütün deliller birlikte ele alındığında suçların sübut bulduğu sonucuna varıldığı ifade edildi. Bu kapsamda, sanıkların mesajların arkadaşça olduğu veya yanlış yorumlandığı yönündeki savunmalarının kabul edilmediği belirtildi.

Gerekçeli kararda sanıkların ortak savunmalarına da ayrıntılı biçimde yer verildi. Sanıklar, mağdurların iddialarını reddederek fiziksel temasın gerçekleşmediğini, yazışmaların olağan iletişim kapsamında olduğunu, bazı mesajların bağlamından koparıldığını savundu. Mahkeme ise savunmaların dosya kapsamındaki diğer delillerle uyum göstermediğini belirtti. Kararda, mağdur beyanlarının kendi içinde tutarlı olduğu, farklı deliller tarafından desteklendiği, buna karşın sanık savunmalarının olayların oluş şekliyle örtüşmediği ifade edildi.

“FİZİKSEL TEMAS ANLATISI GÜVENİLİR”

Mahkeme, gerekçeli kararında yalnızca dijital yazışmaları değil, mağdurların anlattığı fiziksel temas iddialarını da olay bazında tek tek değerlendirdi. Kararda, bazı mağdurların sanıkların kendilerini odalarına çağırdığı, yalnız kaldıkları sırada bel, sırt, omuz, göğüs ve kalça bölgelerine yönelik istenmeyen temaslarda bulunduğunu anlattıkları hatırlatıldı. Bu anlatımların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında önemli ölçüde değişmediği, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde güvenilir bulunduğu belirtildi.

Mahkeme, fiziksel temas iddialarını değerlendirirken her mağdur ve her sanık bakımından ayrı inceleme yaptığını, tüm suçlamaları aynı kapsamda değerlendirmediğini de vurguladı.

Gerekçeli kararda, mahkeme, her sanığın mağdurlarla olan ilişkisini, görev yaptığı birimi, mağdur anlatımlarını, mesaj içeriklerini ve diğer delilleri ayrı ayrı ele aldı. Kararda bazı sanıklar yönünden hem fiziksel temas hem de elektronik haberleşme yoluyla gerçekleştirilen eylemlerin birlikte değerlendirilerek “sarkıntılık düzeyinde çocuğun cinsel istismarı” ve “zincirleme şekilde çocuğa karşı cinsel taciz” suçlarının oluştuğu sonucuna varıldığı ifade edildi.

“MAĞDURLARIN İFADELERİ EZBERLETİLMİŞ DEĞİL DOĞAL ANLATIM”

Kararda, mağdurların olaylardan sonra birbirlerine anlattıkları hususlar, soruşturma sürecindeki davranışları ve ifadelerindeki istikrar birlikte değerlendirildi. Mahkeme, mağdurların farklı zamanlarda verdikleri ifadelerde temel olay örgüsünün değişmediğini, ayrıntılardaki küçük farklılıkların ise yaşanan olayların gerçekliğini zedelemediğini belirtti. Aksine, birebir ezberlenmiş ifadeler yerine doğal anlatımlar bulunmasının beyanların güvenilirliğini desteklediği değerlendirmesine yer verildi.

HALİL İLKER GÜNER HAKKINDA KISMİ BERAAT

Sanık Halil İlker Güner’in mağdur D’ye yönelik sarkıntılık düzeyinde çocuğun cinsel istismarı suçlamasını inceleyen mahkeme, mağdurun hem soruşturma aşamasında hem de duruşmadaki anlatımlarında araç içerisinde sanığın kendisine fiziksel temasta bulunmadığını söylediğini belirtti. Kararda, mağdurun bu yöndeki beyanlarının dosyanın diğer delilleriyle de birlikte değerlendirildiği, fiziksel temasın gerçekleştiğini kesin biçimde ortaya koyan yeterli delile ulaşılamadığı ifade edilerek bu suç yönünden beraat kararı verildiği belirtildi. Mahkeme, elektronik haberleşme içeriklerinin mağdur anlatımıyla birlikte değerlendirildiğinde zincirleme şekilde çocuğa karşı nitelikli cinsel taciz suçunun oluştuğu kanaatine vardı ve bu suçtan mahkumiyet hükmü kurdu.

Gerekçeli kararda Mahkeme, her fiziksel temasın tek başına cinsel istismar suçunu oluşturmayacağını, temasın niteliği, gerçekleştiği ortam, tarafların konumu, olayın gelişimi ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu nedenle bazı eylemler yönünden suçun yasal unsurlarının oluştuğu kabul edilirken, bazı iddialar bakımından “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği beraat kararı verildiği ifade edildi.

HAGB VE ERTELEME UYGULANMADI

Mahkeme, mahkumiyet kararı verilen sanıklar yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), cezanın ertelenmesi ve seçenek yaptırımların uygulanıp uygulanmayacağını da değerlendirdi.

Gerekçeli kararda, sanıklar hakkında hükmedilen hapis cezalarının niteliği ve süresi dikkate alındığında, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde düzenlenen HAGB koşullarının oluşmadığı belirtildi. Aynı şekilde bazı sanıklar yönünden Türk Ceza Kanunu’nun cezanın ertelenmesine ilişkin hükümlerinin uygulanmasına da yasal imkan bulunmadığı ifade edildi.

NE OLMUŞTU?

TBMM’de stajyer kız öğrencilere cinsel istismar iddialarına ilişkin görülen davada, sanıklar Durmuş Uğurlu’ya 6 yıl 16 ay 3 gün, İbrahim Beşlioğlu’na 1 yıl 15 ay, Recep Seven’e 6 yıl 3 ay, Halil İlker Güner’e 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezası verildi. Ramazan Çetin ise üstüne atılı suçlamalardan beraat etti.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Başkentte “Fikri Mülkiyet Suçları ve Halk Sağlığı Çalıştayı” başladı

HIZLI YORUM YAP

<a href=FİNANS" /> GÜNDEM FİNANS
<a href=SPOR" /> GÜNDEM SPOR
<a href=FİNANS" /> GÜNDEM FİNANS