40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
03:58
ŞAM (AA) – MUHAMMED KARABACAK – Yüz yılı aşkın süredir farklı coğrafyalara uzanan sürgünlerin izlerini ruhlarında taşıyan Çerkeslerin hikayesi, Suriye’deki iç savaşın ardından yeni bir göç dalgasıyla devam ederken, savaşın ilk yıllarında çocuk yaşta Türkiye’ye sığınan Taya ve Zeyd Recep kardeşler 12 yıl sonra geldikleri Şam’da ülkenin geleceğine umutla baktıklarını söyledi.
Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına, oradan Golan Tepeleri ve Şam’a uzanan sürgün yolculuğu, 2011’de Suriye’deki iç savaş sonrası Türkiye’ye uzanan yeni bir göç dalgasıyla Çerkeslerin kolektif hafızasındaki canlılığını koruyor.
İç savaşın başladığı dönemde henüz 9 yaşında olan Taya ve 6 yaşında olan Zeyd, 2014 yılında yaşadıkları Şam’ın Rukneddin Mahallesi’ni terk ederek İstanbul’a sığınmak zorunda kaldı.
Atalarının yaşadığı sürgünlerin kendi kuşaklarında da tekrarlanmasının yarattığı endişeyi taşıyan Recep kardeşler, bir yandan kimlik ve kültürlerini koruma mücadelesi verirken, diğer yandan da eğitimlerini sürdürdü.

Taya Recep İstanbul’da Yeni Yüzyıl Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde, Zeyd Recep ise Gebze Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde öğrenimine devam ediyor.
Çocuk yaşta ayrıldıkları Şam’a, 12 yıl sonra Suriye-Türkiye Çerkes Gençlik Buluşması vesilesiyle gelen kardeşler, hasret kaldıkları şehirlerine, akrabalarına ve çocukluk hatıralarının izlerini taşıyan sokaklara kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.
Geçmişte yaşanan sürgünlerin izlerini taşısalar da Suriye’nin geleceğine umutla bakan kardeşler; kimlik, aidiyet ve kültürel bağların gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkati çekiyor.
Yıllar sonra ilk kez doğdukları kente dönen kardeşler, AA muhabirine, bu yolculukta yanlarında yalnızca anılarını değil; kimlik, aidiyet ve geleceğe dair düşünce ve sorgulamalarını da taşıdıklarını anlattı.
“Yıkılmış evlere baktıkça altında insanların öldüğünü düşünüyorsunuz”
Yeni Yüzyıl Üniversitesi öğrencisi Taya, Şam’a gelene kadar heyecan hissetmediğini ancak havalimanında dayısını gördüğü anda yaşadıklarının gerçek olduğunun farkına vardığını söyledi.
“Bir yere gidiyordum ama nereye gittiğimi bilmiyordum. Havalimanında bizi bekleyenleri görünce her şey gerçek oldu.” diyen Taya, çocukluk anılarının büyük bölümünü hatırlamasa da kendisini yabancı hissetmediğini dile getirdi.
Doğduğu eve yeniden gittiğinde yaşadığı duyguyu anlatan Taya, “Ev küçülmüş gibiydi. Çocukken bana çok büyük görünürdü. Ama sokakları görünce bütün taşlar yerine oturdu.” ifadelerini kullandı.
Şam’a giden yol boyunca savaşın izlerini gördüğünü belirten Taya, “Yıkılmış evlere baktıkça altında insanların öldüğünü düşünüyorsunuz. Bu, insanı derinden etkiliyor.” dedi.
“Bir parçam Suriyeli Çerkes, bir parçam Türkiyeli Çerkes”

Ailesinin kültürel bağları koparmamak için büyük çaba gösterdiğini anlatan Taya, bundan dolayı çocukluğunu Çerkes derneklerinde geçirdiğini ifade etti.
Türkiye’de ve Suriye’de aynı sıcaklığı hissettiğini dile getiren Taya, “Buraya geldiğimizde başka bir yere gelmiş gibi hissetmedik. Aynı samimiyet, aynı bağ burada da var.” diye konuştu.
Kendisini nasıl tanımladığı sorusuna ise Taya “Bir parçam Suriyeli Çerkes, bir parçam Türkiyeli Çerkes. İkisinden de vazgeçemem.” yanıtını verdi.
Türkiye’deki Çerkeslerin farklı toplumlarla evliliğe daha açık olduğunu, Suriye’deki Çerkeslerin ise kültürel devamlılığı koruma konusunda daha hassas davrandığını belirten Taya, her iki toplumun da ortak hedefinin dil ve kültürü yaşatmak olduğunu vurguladı.
“Buradaki gençlerin gözlerindeki hırsı ve isteği gördüm”
Şam’da düzenlenen Türkiye- Suriye Çerkes Gençlik Buluşması’na katıldığını aktaran Taya, “Konuştuğumuz konulardan biri de gençleri bir arada tutmak, aynı bölümlerde okuyan öğrencileri birbirleriyle buluşturmak ve karşılıklı destek olmalarını sağlamak oldu.” dedi.
Suriye’deki Çerkes gençlerinin geleceğe yönelik hedeflerinden etkilendiğini dile getiren Taya, “Buradaki gençlerin gözlerindeki hırsı ve isteği gördüm. Enerjileri gerçekten hissediliyor. Bu hırsları çok motive edici ve güçlü.” diye konuştu.
“Türk halkı çok güzel bir misafirperverlik gösterdi”
Türkiye’de yaşayan Suriyeliler adına Türk halkına teşekkür eden Taya, Türkiye’nin savaş yıllarında Suriyelilere gösterdiği misafirperverliğin unutulmayacağını söyledi.
Taya, “Türk halkı çok güzel bir misafirperverlik gösterdi. Çok sabretti, çok yardım etti. Bazı şeyleri görmezden geldi, bazılarına tepki gösterdi. Biz de zaman zaman bazı şeylere üzüldük ancak Suriyeliler olarak onlara olan borcumuzu ödeyemeyiz.” ifadelerini kullandı.
“Sanki sürgün, Suriyeli Çerkeslerin kaderinde tekrar eden bir gerçeklik”
Gebze Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği öğrencisi Zeyd ise ailesinin kökeninin İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ndeki Ayin Zivan köyüne dayandığını söyledi.
Çerkeslerin tarih boyunca savaşlar ve sürgünlerle karşı karşıya kaldığını belirten Zeyd, “Kafkasya’dan sürgün edildik. Daha sonra Golan işgal edildi. Ardından Suriye savaşı nedeniyle yeniden yer değiştirmek zorunda kaldık. Sanki sürgün, Suriyeli Çerkezlerin kaderinde sürekli tekrar eden bir gerçeklik.” dedi.
Kendisini “Suriyeli Çerkes” ya da “Türkiyeli Çerkes” şeklinde tanımlamaktan ziyade yalnızca “Çerkes” olarak gördüğünü ifade eden Zeyd, “Kimliğimin merkezinde Çerkeslik var. Bu aidiyet bütün sınırların üzerinde duruyor.” diye konuştu.
“Yıkım çok büyük ancak gençlerde güçlü bir motivasyon görüyorum”
Zeyd, ülkenin kısa sürede toparlanmasının kolay olmadığını ancak geleceğe iyimser baktığını belirterek, “Yıkım çok büyük ancak gençlerde güçlü bir motivasyon görüyorum. Yavaş yavaş iyileşeceğine inanıyorum.” dedi.
Şam’daki Çerkes gençlerin kendilerini çok iyi misafir ettiğini anlatan Zeyd, “Kendi kültürümüze yakışır şekilde güzel misafir ettiler. Onların da umutlu olduğunu gördük. Aralarında çok sayıda üniversite öğrencisi vardı. İnşallah daha iyi yerlere gelecekler.” diye konuştu.
Zeyd, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok ciddi bir yıpranma sürecinden sonra ülkenin toparlanması kolay değil. Bir anda büyük bir iyileşme beklemek gerçekçi olmaz. Ancak önümüzdeki süreçte iyimserim. Suriye’nin yavaş yavaş düzeleceğine inanıyorum.
Tarihe dönüp baktığımızda çok az şeyi hatırlayacağız; asıl hatırlanacak olan, bizim Türk halkı ile kurduğumuz iletişim ve ilişki köprüleri olacak.”

ABD’nin batısında kavurucu sıcaklıklar: Rekor seviyeye yakın, yangın riski artıyor
1
Balıkesir Gömeç’teki yangın 2’nci gününde
976 kez okundu
2
Samsun’da hasta taşıyan ambulans ile tırın çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı
894 kez okundu
3
Muğla Seydikemer’deki orman yangınına havadan müdahale yeniden başladı
836 kez okundu
4
FİNANS
776 kez okundu
5
Hatay’da şarampole devrilen otomobildeki 1’i ağır 5 kişi yaralandı
743 kez okundu