DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

Sabah Vakti a 03:58
İstanbul AÇIK 32°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Reklam Bannerı

Eğitim Sen Kurultayı: ‘Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır’

Eğitim Sen'in 6. Demokratik Eğitim Kurultayı Ankara'da başladı. Kurultayda laik, bilimsel ve anadilinde eğitim talepleri öne çıkarken, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, 'Biz bütün çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmesini istiyoruz' dedi. Eğitimde dinselleştirme ve piyasalaştırma eleştirilirken, MESEM'lerde yaşanan çocuk ölümlerine dikkat çekildi.

ad826x90
ad826x90

(ANKARA) – Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır. Biz bütün çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

ad826x90

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) 29 Ağustos’a kadar sürecek 6. Demokratik Eğitim Kurultayı başladı. Kurultayda eğitimin temel sorunları, laik ve anadilinde eğitim ile dijital dönüşüm konuları ele alınacak.

Bir oteldeki kurultayın açılışında Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Avrupa Eğitim Sendikaları Komitesi (ETUCE) Başkanı John MacGabhann ve Eğitim Enternasyonal Başkanı Mugwena Maluleke değerlendirmelerde bulundu.

Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Gülez, yaptığı konuşmada, soru soran ve araştıran çocukların önemine dikkati çekerek, “Soru soran çocuklar araştıran, eleştiren, kanıt arayan, kendisine söyleneni olduğu gibi kabul etmeyen gençler istiyoruz. Gerçi burada küçük bir çelişkimiz de var. Bizler çocuklara yıllardır ‘Soru sorun, sorgulayın’ diyoruz. Çocuk gerçekten soru sorunca sistemin pek hoşuna da gitmiyor. Demek ki biz doğru bir şey yapıyoruz çocuklara ‘Soru sorun’ demekle” ifadelerini kullandı.

ad826x90

“BU DÜZEN HEP BÖYLE OLMAK ZORUNDA DEĞİL”

ad826x90

Soru sormayı öğrenen çocuğun yalnızca dersi değil; yoksulluğu, eşitsizliği, ayrımcılığı, sömürüyü, erkek egemenliğini ve savaşı sorgulayacağını belirten Gülez, “Bir gün dönüp dolaşıp hepimize şu soruyu sorar: ‘Bu düzen hep böyle olmak zorunda mı?’ Bizim yanıtımız çok açık ve net: Hayır, böyle olmak zorunda değil” diye konuştu.

Kamusal, bilimsel ve laik eğitimin zorunluluk olduğunu belirten Gülez, “Bizler kamusal ve parasız bir eğitim istiyoruz. Çünkü hiçbir çocuk ailesinin ekonomik koşulları nedeniyle hayata geriden başlamamalı. Kamusal eğitim yalnızca okul binasının devlete ait olması anlamına gelmiyor. Çocuğun beslenmesinden ulaşımına, barınmasına, ders materyallerine kadar eğitim hakkının gerektirdiği bütün koşulların kamusal olarak güvence altına alınması demek” dedi.

Bilginin ölçüsünün siyasi iktidarın kanaati olamayacağını ifade eden Gülez, anadilinde, cinsiyet eşitlikçi ve demokratik bir eğitim sistemi istediklerini belirtti.

Eğitim alanındaki karar süreçlerine vurgu yapan Gülez, söz hakkının tek bir merkeze ait olmadığını savundu. Gülez, “Eğitim hakkında söz söyleme hakkı yalnızca bakanlıklara, bürokratlara ve siyasi iktidarlara ait değildir. Söz öğrencinindir, öğretmenindir, akademisyenindir, bütün eğitim ve bilim emekçilerinindir, velinindir, toplumundur” dedi.

ad826x90

“MESELE BİR KAYNAK MESELESİ DEĞİL, TERCİH MESELESİ”

Bütçe ve kamu kaynaklarının kullanım biçimini eleştiren Gülez, “Sermayeye kaynak bulunuyor da öğrencilerin, çocukların bir öğün yemeğine mi bulunamıyor? Dev projelere bütçe bulunuyor, harekatlara kaynaklar aktarılıyor da okulların temizliğine mi bulunamıyor? Şirketlere teşvik bulunuyor da yeterli sayıda eğitim ve bilim emekçisi istihdamı yapmaya mı kaynak bulunamıyor? Her türlü harcamaya bütçe bulunuyor da eğitim ve bilim emekçilerinin insanca yaşayacağı durumlara mı bütçe bulunamıyor? Demek ki mesele bir kaynak meselesi değil, mesele bir tercih meselesi” diye konuştu.

“DİNSELLEŞTİRME VE PİYASALAŞTIRMA”

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak da müfredat değişiklikleri, ÇEDES projeleri ve Milli Eğitim Akademisi gibi uygulamaların tek bir siyasal projenin parçaları olduğunu ve reform veya restorasyonlarla bu yapının düzeltilemeyeceğini belirtti. Irmak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu projenin iki temel ayağı olduğunu ifade ettik. Bunlardan birisi dinselleştirme, diğeri de piyasalaştırma. Bilimsel eğitim şüphe etmeyi öğretir. Bunlar şüphe edilmesini istemiyorlar. Bilimsel eğitim, eleştirel eğitim soru sormayı öğretir. Laik eğitim farklı inançlara ve inançsızlıklara eşit durmayı öğretir. Demokratik eğitim ise çocuğu devletin makbul yurttaşı olarak değil, kendi aklına ve iradesine sahip özgür insan olarak yetişmesini sağlıyor. Piyasalaştırma, eğitim hakkını sınıfsal bir ayrımcılığa dönüştürdü. Bugün Türkiye’de aynı yaştaki çocuklar aynı ülkenin çocukları olabilirler. Eğitimdeki eşitsizlikler toplumsal eşitsizliğin okul içindeki görünümüdür. Yoksulluk çocukla birlikte okul kapısından da maalesef içeri giriyor. Eğitimin dinselleştirilmesine yönelik itirazlarımızı da doğru yerden kurmak istiyoruz. Laiklik dinsizlik değildir. Laiklik herhangi bir inanca karşı olmak da değildir. Laiklik, devletin bütün inançlar ve inançsızlıklar karşısında tarafsız olmasıdır. Okul ise bütün çocukların ortak kamusal alanıdır. Ortak kamusal alanında herkes laik bir eğitimden yeterince desteğini görebilmelidir.”

ad826x90

“ÇOCUKLARIMIZ İŞÇİ, MESEM’LER BİR EĞİTİM MODELİ DEĞİLDİR”

Piyasalaştırmanın en ağır sonuçlarından birisinin MESEM’lerde yaşandığını ifade eden Irmak, “20’ye yakın çocuğumuz, öğrencimiz oralarda yaşamını yitirdi. Staja çıktıkları yerlerde tacize uğruyorlar ve Milli Eğitim Bakanında bu konuda zerre kadar ne bir utanma var ne bir açıklama var. Çocuklarımızın yeri MESEM’ler değildir, MESEM’ler bir mesleki eğitim modeli değildir” dedi.

Irmak, Eğitim Sen’in kurulduğu günden bu yana kapatılma tehditlerine rağmen ana dilde eğitim talebini kesintisiz sürdürdüğünü ifade ederek şöyle konuştu:

“Demokratik bir eğitimden söz edilirken Türkiye’nin en temel meselelerinden birisidir, görmezden gelinemez. Ana dili çocuğun yalnızca iletişim aracı değildir, bunu hep söylüyoruz. Ana dili kültürdür, duygudur, bağdır, ailesiyle, yaşadığı coğrafyayla kurduğu bir bağdır. Çocuğun dünyayı anlamlandırmaya başladığı ilk alandır. Bir çocuğun ana dilini okul kapısının dışında bırakmasını istemek, onun varlığının bir bölümünü de okul kapısının dışında bırakmasını istemektir. Biz bütün çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmesini istiyoruz. Çok dilliliği, çok kültürlülüğü sağlamak bir zorunluluktur. Bu ülkede Türkler var, Kürtler var, Çerkezler var, Araplar var, Lazlar var.”

“SİSTEM EĞİTİM YOLUYLA KENDİ İNSAN TİPİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da sorgulayan ve hak arayan bir eğitim sistemi yerine yardım ve lütuf ilişkisini kabul eden bir toplum istendiğini kaydederek, “Sistem eğitim yoluyla kendi insan tipini yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken de farklı kimlikleri, dinleri ve kültürleri yok sayarak işe başlıyor. Sonra farklı mezhepleri yok sayıyor. Ardından cinsiyet kimliklerinden gelen farklılıkları toplumsal cinsiyet rolleri kapsamında ayrıştırıyor, kadının kimliğini ve iradesini olabildiğince yok etmeye çalışıyor. Biat kültürünü kadının üzerinden örgütlemeye çalışıyor. Geldiğimiz noktada iktidar, inanca nasıl yaklaşılacağına bile kendisi karar vermek istiyor” ifadesini kullandı.

“DİLİNİ ANLAYAMADIĞIMIZ ÇOCUKLA KOLEKTİF DEĞER ÜRETEMEYİZ”

Kürt halkının ana dili mücadelesinin coğrafyadaki tüm halkların ve eğitim emekçilerinin ortak talebi olduğunu vurgulayan Koçak, “Çünkü dilini anlayamadığımız bir çocuğa bir şey anlatamayız, o çocukla kolektif bir değer üretme şansına sahip olamayız. İktidarlar, çocuklarla öğretmenlerin birbirini anlayamaması pahasına asimilasyon politikalarını okullarda tekrar tekrar ürettiler. Biz de bunun mücadelesini verdik. Özellikle Eğitim Sen, kapatılma davalarını göze alarak bu mücadeleyi yürüttü. Buradan sendikamızın bu duruşunu bir kez daha kutluyorum” diye konuştu.

ETUCE Başkanı John MacGabhann ise Eğitim Sen’in eğitim ve sendikacılık değerlerini en iyi şekilde temsil ettiğini belirterek, şunları söyledi:

“Avrupa Eğitim Sendikaları Konfederasyonu olarak bunu görüyoruz, bizim açımızdan bir umut ve bir ilham kaynağısınız. Sizler şu anda bu kadar cesaret, zeka ve dayanıklılık anlamında hakiki zorluklarla karşı karşıya kaldınız, karşı karşıya kalmaya devam ediyorsunuz. Şu anda sizlerin karşı karşıya olduğu ideolojik saldırı bizlerin de aslında karşı karşıya olduğumuz ideolojik saldırı aslında artık birbiriyle örtüşmeye başladı. Daha fazla ülkede eğitimin piyasallaşması ve özelleştirilmesi söz konusu ve bizim karşımızda bir mutlak görev var. Bu yeni emperyalizme karşı savaşmamız gerekiyor. Piyasallaştırılan, bizleri bölen ve köleleştiren bu yeni emperyalizmin karşısında durmamız gerekiyor” dedi.

Eğitim Enternasyonal Başkanı Mugwena Maluleke ise kurultaya video konferans yöntemiyle katılarak, değerlendirmelerde bulundu.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

AB’den İsrail’e Sert Tepki: Gazze Açıklamaları Kabul Edilemez

HIZLI YORUM YAP

<a href=FİNANS" /> GÜNDEM FİNANS

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.